Melek Yıldırım’ın Mektubu

   Rahmi Yavaş’a

Canım Babacığım,

3 Mart 2005 sabah 3:05’de  aldığımız haberden sonra  bizi bırakıp  gittiğini, öptüğüm yanaklarındaki buzdan hissettim vekabul ettim ağlayarak…, İnan hergün artarak büyüyen özlem seni hatırlatıyor bana…Her kır saçlı, orta boylu masmavi gözlü amcalar gördüğümde burnumun direği sızlıyor.

Babaevinin bahçesindeki merdivenlerden inerken,seni görüyorum merak etme..Oturuyorsun demir kapının önündeki sedirde. Gri pantolonun, V. yakalı gri kazağınla..Ve bizi görünce gülümsüyor. Sonrada sesleniyorsun içeriye “Hanım, bizimkiler geliyor”… Her, bayram  geldiğimde güzel evimize, mutlaka gidiyorum  banyodaki aynanın önüne…Çünkü orada , sakal traşı yapıyorsun ıslık çalarak, bayram sevinci ile…

Babacığım,  biliyor musun ? diyeceğim ama biliyordun anlıyordun…Seni ne kadar çok sevdiğimi ve kıyamadığımı…. Genede anlatayım küçükken neden sana bukadar düşkün olduğumu..

Çocuk aklımla zannederdim ki , babalar çok yorulur. Anneler evdedir. Babamız bizim için sabah beşbuçukta kalkar işe gider, sonra sekizden önce gelemez eve. Hele kış günleri çok gece olmuşken  gelir evine.. Saat aynı aslında ama etraf zifiri karanlık ve soğuk.  Biliyorsun O dönemler dışarıda kargaşalar, saldırılan insanlar olurdu. Sanki benim babamada saldıracaklar gibi gelirdi. Ve eve gelmek için o geçtiğin  mezarlık yolu çok tenha idi. Çok korkardım bu yüzden.  Perdenin arkasından bakar bakar dururdum. Taakii seni o bahçe merdivenlerinden inerken görene kadar..İşte bu yüzden sana hep düşkündüm ben.

Bir de o zamanlar anlayamadığım bir iş yapardın. “Fazla mesai”..İyi bir şey herhalde babam öyle olduğunda daha çok para kazandığını söylüyor derdim. Ama o zamanlar daha az görürdük seni….Babacığım,  sen öyle olduğu zaman bile, gelir biz uyumuşsak tek tek başımızı okşardın.. Ablamı,beni, kardeşlerimi… Ben genelde hissederdim .Çünkü geç olsa bile seni beklerdim. Dalmamak içinde zorlardım kendimi…”Uyuma,Uyuma baban gelsin öyle uyu” diye..

Canım babacığım, sen çalıştın,çabaladın, anneciğimde pişirdi,bizi yedirdi giydirdi.. Bazen düşünüyorum…Bizlerde böyle anne,baba olabildik mi diye?…

Canım babacığım, her akşam bize illaki çukulata getirirdin.” Ben küçükken çok çektim.Çocuklarım rahat etsin” diye bize dur demeden çalışarak bakmaya uğraşırdın.

Hakkını ödeyemeyiz canım babacığım.. Birkere yüksek sesle kızmadın bize..”Benim kızlarım birtane” derdin yürekten sevgiyle…

Ama babacığım  ben bir kere sana çok kızdım .” Bunu bize yapmayacaktın “dedim.””Neden bu kadar erken “dedim…Ama sen duymadın. Çünkü o zaman buzluydu yanakların…..

BİTMEYEN SEVGİMLE,

           İmza Kızın    Melek Yıldırım

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Melek Yıldırım’ın Mektubu

  1. Nurhan dedi ki:

    Canım arkadaşım, ne güzel dile getirmişsin babana duygularını. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın amcamız. Duygusal şeylere dayananamam bilirsin, şimdi ise koptum. Hayat ne kadar kısa değilmi? Yaşanacak çok şey var iken malesef biryerde noktayı koyman gerekiyor. Ben nedense bu duygularımı dile dökemediğim gibi, kalemede alamıyorum. Bu güzel mektubun için ellerine sağlık.
    Sevgiler, seni çok seven arkadaşın Nurhan

  2. HÜLYA TAŞ dedi ki:

    Canım Kuzenim,
    Ne güzel yazmış, yüreğini açmışsın. Dayıcığım Nur içinde yatsın. Dayım her zaman o sedirde gülümseyen gözler, kocaman bir yürekle bizi karşılıyor gözlerimin önünde her daim var. olacak.”Ruhu Şad Olsun”.

  3. güven dedi ki:

    Allah rahmet eylesin..selam ve dua ile

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s