Sırma Kökçüoğlu Erdoğan’ın Mektubu

Nadir Kökcüoğlu’na

Babacım,

Seninle  ara  sıra  dertleşiyorum  da,  sana  bir   mektup  yazmak aklıma  gelmemişti  hiç  nedense.  Şu  anda   bir   nedenle   bu fikrime  ve  gönlüme  düştü.  Biraz  hasret  gidermek  için  harika fırsat …

Seni  hep  fotoğraflarındaki  gülen  yüzün  ve  kesinlikle yumuşak    bildiğim  tombik  yanaklarınla  hatırlıyorum.  Boynunda fular,  elinde  bir  kadeh,  yanında  annem, ela  gözlerinle  hep gülüyorsun.  Ne  güzel… Aklımda  canlı  bir  görüntü  kaydı kalmamış  nedense,  sadece  fotoğraflar.  Yıllardır  bunun  için kendime  nasıl  kızdım  bir  bilsen?

DSC09434Seni  erken   gittiğin  için  de , bizi,  beni  yalnız  bıraktığın  de  hiç suçlamadım.  Sadece  gidişinden  sonra  ne  yapacağımı  bilemedim  bir  süre.  O  zamana  dek  sadece  sen  vardın.  Annemden  bile   önce.   Ben  senin  kızındım.   Ama  artık  yalnız  kalmıştım  ve daha  sadece  11  yaşındaydım.  Artık  annemi  daha yakından tanıma, ona  destek  olma  dönemi  başladı  benim için. Annemi  hiç yalnız  bırakmadım  Baba. Aynı  senin  yaptığın  gibi. Onu  korudum, yanında  oldum. Onu  güldürdüm. Hiç  üzmedim, utandırmadım. Onu üzmekten  çok  korktum  hep. Üzersem  yaşlanır, daha  çok yıpranır dedim. Bana  kızmasına  bile  razı  oldum  bazen. Yeter  ki üzülmesin  diye.

Annemim  de  desteğe  çok   ihtiyacı  oldu. Sen  o  kadar sağlam durmuşsun  ki  onun  yanında. Çok  yalnız  kaldı  senden  sonra. Ama  o  da  çok  güçlüymüş  baba,  gurur duyabilirsin.

Biz  ablamla  işleri, görevleri  bölüştük  senden sonra. O  dışişleri bakanı,  ben  de  içişleri  bakanı  oldum. Başbakan Demir Lady’nin yanındaydık  hep. Ablam  para  ve  resmi  işlerini  üstlendi. Ben  ev. Evi  senin  gibi  derli  toplu  tutma,  güzel  yemekler yapma,  alışveriş, hatta  temizlik  ve  tamirler. Bunlar  benim  anneme  yardım  konularımdı. Ablam  üniversite  için  evden  ayrılınca , annemin  yanında  tek  ben  kaldım. Hala  da  yanındayım. O bana  senin  emanetin  ve  senden  hatıra. Ona  iyi  bakmaya  çalışıyorum. Zaten  kendine  yetiyor ama  ben  göz  kulak  oluyorum  diyelim.

Ablam  ve   benim  evliliklerimizle  aile  biraz  büyüdü. Eşlerimiz, onların  aileleri,  ve  tabi  çocuklarımız. Çok  şey  kaçırdın  baba. Damadınla  rakı  sofrasında  oturup  sohbet  etsen , aşık olduğum  adama  sen  de  bayılırdın. Bazı  yönleri  sana  benzeyen  birini sevdim  zaten. O  benim  eşim, dostum, arkadaşım, abim,  babam  oldu  aynı  anda.  Ailede  erkek  kıtlığı  olduğundan ,  erkek  figürü eksik  kaldı  biraz  bende. Bu  durumda  faturayı  da  ona  kestim mecburen. Ama  hepsini  becerdi, beceriyor sağolsun.

Çocukluğumdan  ne  kavgalı, gürültülü  bir  hatıra  var  aklımda  ne  de  seninle  ilgili  olumsuz  bir şey. Bu  bir  çocuğun  objektif olamayışından  mı  bilmiyorum  ama  yok  gerçekten öyle bir şey. Annem  ile  bize  öyle  güven  dolu  bir  yuva  sunmuşsunuz  ki, hayatımdaki  en  büyük  hedefim  hep  mutlu  bir   yuva  oldu. Çok sanslıyım  böyle bir yuvam var. Sadece  gülerken  hoplayan  göbeğin, burnunda  gözlüklerinle  sen  eksiksin  bu  yuvada.

Torunların ,  kaçırdığın  en  büyük  şey bence. Onları  görmeni  çok isterdim. Ablamın  kızı  ve  benim  oğlum. İkisi  de  kendilerine  has iyi  huylu  çocuklar.Çocuk  dedimse  Yaprak  16 yaşında  bir  genç  kız  artık.  Kuzey  ise  6. Aralarında  10  yaş  var  ama  birbirlerine çok  düşkünler  ve  çok  iyi  anlaşıyorlar.

Kuzey  doğunca  ne  hissettim  biliyor musun  baba? Ben  bunun  için doğmuşum.  Hayata  gelme  amacım  Kuzey’i  dünyaya  getirmekmiş. İşte  şimdi  ölümsüz  oldum.Onun  gülüşü,  duruşu  veya  bir  huyu bana  benzeyecek  ve  ben  onunla  beraber  yaşayacağım  hep. Senin bende  yaşadığın  gibi  yani.  Sana  benzemekten  gurur  duydum hep.  Sana  doyamadan  ayrıldığımdan  galiba,  senin  gibi  olmak çok  mutlu  etti  beni.

Dedim  ya, görüntü kaydı  yok  bende.  Ama  muteşem  börekler açarken  kullandığın  merdanen, bana  hediye  ettiğin  kalem, pipon, ilk  sayfasına  imzanı  attığın  ingilizce  sözlüğün  hala  bende.Ben  de  senin  gibi  tombiğim, eli  açık  hatta  fazlaca  bonkörüm, tamirata  ve  mutfağa  meraklıyım. “ Enginde  yavaş  yavaş” şarkısını hala  çok  seviyorum. Senin  gibi….

.

 

 

Artık o ufak kız değilim, kocaman oldum baba, 39 yaşındayım. Yani annemin sensiz kaldığı yaştan saadace 4 yaş küçüğüm. Bir çok şey geldi, geçti. Yoruldum ,zaman zaman düştüm. Ama hep kalktım. Çünkü hayat devam ediyor ve biz gülebildiğimiz kadar varız bu dünyada.

 

Herşey  için  çok  teşekkür ederim. Bana  verdiğin  genler, hayat  için. Babam  olduğun  için. Seni çok özledim, hem de çok.

 

İmza: Kızın

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s